O Daha Bir Çocuk
Bu tür şeyleri okumak genelde sıkıcı gelir ama hepi topu 3-5 satır bir şey; okursanız sevinirim. Anayasanın 10. maddesi : Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
İhtimaldir ki yaşından dolayı çok ceza almayacağını öngören ağabeylerinin talimatı gereği kimseye zararı olmayan bir insanı sokak ortasında katleden Ogün Samast’a karakolda kahraman muamelesi yapıldığını henüz unutmadığınızı düşünüyorum.
Daha sonraki mahkemelerini takip ettiyseniz duruşmalardaki laubali halini de hatırlarsınız.
“Hrant Dink`in kankası Orhanis Pamukyan da duruşmaya geldi mi?”
“Cinayetten önce beni sevgilim Jennifer Lopez aradı”
Engin Çeber kimseyi öldürmemişti. Ama eşitlik ilkesine uygun hareket etmesi gereken devletin cezaevinde “öldü”. Belki Hrant Dink’i öldüren o olsaydı karakoldaki ve cezaevindeki görevlilerin tavrı bambaşka olurdu.
Gençlerin arasında Ogün Samast’a azımsanmayacak oranda sempati besleyenlerin olduğunu zaman zaman siz de düşünüyor musunuz? Birer Polat Alemdar olma hayali kuranlar için gerçek bir idol. Yakalandığında adeta bir deri iki kemik olan “çocuk” hapishanede gayet iyi beslenmiş, sırtı sıvazlanmış. Duruşma sırasında “ne gülüyorsunuz lan” diye gürleyebiliyor rahatlıkla. Mahkemenin heyet-i umumiyesi kendilerini terbiyeye davet etmekle yetiniyor.
Aylarca nerede sakl
andığı henüz bilinmeyen ama “nasıl” kısmı ailesinin büyüklerince organize edildiği gayet açık sakallı yavrucak da teslim oldu. Teslim olmadan önce “çocuğa” hızlandırılmış bir hukuk eğitimi verilmiş sanki… Bazı sorular ruh haline iyi gelmeyince “fenalık geçiriyor”. Eli ayağı boşanıyor. Devletim kendisine psikologlar buluyor. Polis amcaları “tamam tamam… oradan soru gelmeyecek sana” diyorlar.
Avukatın sakallı katili, ilk günden itibaren halkın gözüne “çocuk” diye sokmak istemesi iyice abartılı hale geldi. “Çamaşırdır kirlenir, çocuklar böyle öğrenir” sloganına benzer bir şekilde “e şimdiki çocuklar böyle n’apalım… yapmış bir cahillik işte çocuk. Ben kendisine tembih ettim, babası ile görüşseler o da yapma oğlum böyle şeyler diye nasihatta bulunacak” ayarında cümleler kuruyor.
“Kıskançlık krizine girdim” diyecek, “erkeklik gururumu rencide etti” diyecek, mahkemeye sakal traşı olmuş biçimde ve şık takım elbiselerle gelecek, mahkeme heyeti de yavrucağın mahkeme boyunca gösterdiği iyi hali de göz önünde bulundurarak tek haneli bir yıl cezaya çarptıracak. 4-5 yıl sonra da aramıza döner.
Kızcağızın kesilmesinin benim açımdan her gün benzeri yaşanan 3.sayfa haberlerinden bir farkı yok. Daha dün Eskişehir’de gencecik bir kadın önce iki çocuğunu sonra da kendisini Porsuk çayına atmış. Öncekinden daha mı az trajik bu olay ? Başka bir haberde 9 yaşındaki çocuğu belediyenin açık bıraktığı foseptik çukuruna düşüp ölen babanın dediği gibi… “suçumuz fakir olmak mı?”
Sakallı çocuğa gösterilen ihtimamı görünce yıllar önce Manisa’da apar topar gözaltına alınıp işkence yapılan aynı yaştaki çocuklar geldi gözümün önüne. Bir,iki,üç de değildi sayıları… Tam 16 çocuk, genç. Kimseyi kesmedikleri, sadece paralı eğitime hayır dedikleri halde polisler tarafından suçlu bulunmuşlardı. Tek sorun, suçlarını kabul etmeleri ve “örgütün” diğer üyelerini bulmaktı.
Bırakın psikoloğu… gördükleri işkence ve olumsuz şartlar nedeni ile ortaya çıkan hastalıkları ve yaraları için doğru dürüst doktor bile gösterilmemişti.
Bir haber bülteninde denk geldiğim o annenin feryadı hala aklımda. Görüşmesine dahi izin verilmeyen yavrusu bir cezaevi aracına bindirilirken görevlilere “götürmeyin kızımı, o daha çok küçük” diye yalvarıyordu.
Ne basınımız ne de halkımız, nedense testereli çocuk olayının yarısı kadar bile ilgi göstermemişti onlara.
Zaten hepsi komünistmiş.
Polis yok yere niye dövsün abi?
Evet, söyledi ya da ben duydum. Duyduğuma göre elbet, bi ses söyledi bu söylemdeki usulen söylenir olan sözleri. Evet, duydum söyledi. Her duyduğumda ağladım ve çok ağlayışım sırasında duydum. Kalbim tutanak tuttu duyduklarıma sor onu dedi. Cevap aradım. Yaşamak dedi tek marifetiniz biraz özen gösteriniz. Zulüm kimse zalimlik yapmayınca biter mazlumlar dahil dedi. Ama yapmayın o daha bir çocuk dedi tanrı.
Manisa Gençleri davasını hatırlamıyorsanız Altan Erkekli’nin Bana Bir Şeyhler Oluyor oyunundaki bu tiradı bir şey ifade etmeyecektir.
Tüm bu çocuklar, suç işledikleri iddia edildiği zaman hemen hemen aynı yaştaydılar. 16 veya 17… Ama gördükleri uygulama aynı değildi.
Devlete baba deriz. Hepimizi onun çocuğu sayarız.
“Öz babamız” neden bazılarımıza üvey evlat muamelesi yapıyor?
Ve o daha bir çocuk demişken… Kenan Paşa’nın emri ile yaşı büyütülüp apar topar idam edilen Erdal Eren’i de unutmayın. Yaşasaydı geçen ay 45. yaşını kutlayacaktı. O hala bir çocuk..
Popularity: 2% [?]
